Eylül’de Bodrum

Hüznün başlangıç ayıdır eylül. Yeşilin; sarının değişik tonlarına dönüştüğü, güneşin bulutlarla örtüştüğü, değişimlerin ayıdır eylül. Oysa eylül, sonsuz maviliklerin dönüşmeyen yeşilliklerin olduğu yerlerde bir başka duygu, hatta coşkudur. Eylül, Bodrum yarımadasına Bafa’dan girmek mevsimidir.

Ay tanrıçası Selene’in yıkandığı suları solunuza alarak başlayacağınız yollar önde zeytin arkada çam ağaçlarının eşliğinde yaz yorgunu bedeninize dinginlik katarken aynı zamanda ruhunuzun arınmasına neden olacaktır. Bafa’yı bitirdiğinizde sağlı sollu saran zeytinlikler içinden kaçamak yapacağınız salaş bir mekanda cana can katacak yöresel tatlar eşliğinde Milas’a gireceksiniz. Tarihi en yedi bin yıl olan bu kentin yeşiller ve devasa kayalar arasında Labranda da anıt Tanrı mezarları arasında varlığınızı bir kez daha sorgulayacaksınız. Sıcak ve itici görünümde olsa da Milas kısa bir bilgilenme ve gezinme ile size çok cazip gelebilecektir. Özellikle dünyanın en renkli halılarını görünce kent hakkında fikriniz değişecektir. Sıcak eylül içinde ege kokan bir rüzgar asıl hedefinizi anımsattığında soluğu güllük körfezinde alacaksınız. Zeki Müren anıları eşliğinde Güvercinlik beldesinden geçerek yokuş başına geldiğinizde göreceğiniz manzara ile büyüleneceksiniz. Görkemli kalesi girinti çıkıntıları ile beyaz ton aynı boy evleri ile gerçekten kendinizi bir masal dünyasının girişinde hissedeceksiniz.

Ege’nin her renginin ve kokusunuz yaşandığı daracık sokaklarda kaybolmak isteyeceksiniz. Bakımlı eski evlerin bahçelerinde nar ağaçlarının vakur duruşlarına kapılacak ‘bir meyve hırsızlığı ve arsızlığı’ fikrine kendinizi teslim edeceksiniz.

Zeus’un küpelerinden akıl çözmeye çalışan Heredot size yaşadığınız zamanı unutturacak, sadece mevsimi değil; size yüzyılı veya zamanı değişik bir atmosferde sunacaktır. Bir mavi yolculuk düşünmeden Halikarnas balıkçısını tam olarak anlayamayacaksınız. Tanrıların uçan atlarını salarak Liplitus’un kanatlarını yoldurdukları tepeleri görmeden  Anadolu’nun batı ucundaki Turuva’nın sırrını çözemeyeceksiniz.

Ve yarımadanın en batı noktasında Akyarlar’da Kos ile burun buruna gelmeden iki yakanın hikayesini gerçek anlamda duyamayacaksınız. Ve Turgut Reis karşısında duran çatal ada size bir öyküyü anlatacak hiçbir rehber gerektirmeden; hortlak yaratıklar eşliğinde İlk hanım hakimin hala gizemini koruyan hikayesini.

Guguk-guk ve üüü- ürü- üü sesleri ile yatıp aynı seslerle uyandığınızda gerçekten eylül ve Bodrum’un gerçek kimliğini duyumsayacaksınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir