TBMM’de Cinayet – Deli Halit Paşa

Kurtuluş savaşının önemli komutanlarından biri olan; asabi yapısından dolayı ‘deli’ lakabıyla anılan Halit Paşa, savaşta birçok başarılara imza atmış, bir çok kez yaralanmış, cesur olduğu kadar kolayca sinirlenen bir yapıya sahip olması nedeniyle en küçük bir sebeple hemen silahına davranan bir kişiydi.

1925 yılında ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Ardahan milletvekili olmuştu. Yukarıda sayılan vasıflarını koruyan Halit Paşa’nın mecliste yer alması diğer vekiller arasında tedirginlik yaratmış, bu nedenle yalnızlaşmıştı. 9 şubat 1925 günü meclis, başbakanlık ve Sayıştay bütçelerini görüşmek üzere toplanmıştı.

Bu arada meclisin son sıralarının birinde oturan Elazığ milletvekili Hüseyin Bey hazırladığı bir önergeyi arkadaşlarına imzalatarak orta sıralarda oturan Halit paşanın yanına kadar gelerek, “Paşam şunu imzalayıver” diyerek önergeyi kendisine uzattı.

“Körü Körüne İmza Atmam”

Önerge; ‘veteriner okulu mezunlarına 150’şer lira teçhizat bedeli verilmesi hakkında’ kanun tasarısının 1923 yılı mezunlarını da içine almasına ilişkin önergeydi. Halit Paşa önergeyi aldı, okumaya başladı. Aceleci davranan Hüseyin, “paşam bu siyasi ve çok önemli bir şey değil, hem biz sizin her önergenizi okumadan imzalıyoruz” diye sitemde bulundu.

Paşa kaşlarını çatarak; “ben körü körüne imza atmam” dedi. Hüseyin bey aynı ısrarını sürdürerek; “canım paşa neden bu kadar ısrar ediyorsun, hadi imzala şunu” demesi üzerine, birden parlayan ve yerinden fırlayan paşa, “vay sen bana istediğini zorla mı yaptıracaksın” diye bağırdı. Hüseyin bey alttan alarak, “bugün ne kadar sinirlisin paşam, benim dostça sözlerimi böyle anlıyorsun, lütfen paşam.” dedi. Halil paşa daha sinirli bir tavırla, “evet öyleyim, dışarı gel kozumuzu paylaşalım” diyerek, kolundan tutarak koridora çekti.

Tatsız olayların başlamak üzere olduğunu anlayan diğer vekiller araya girdiler. Koluna giren milletvekilleri rica minnet onu idare amirinin odasına aldılar. İçeride; Ali Çetinkaya, Salih ve Rauf bey ve diğer birkaç milletvekili de vardı.

Sinirler Geriliyor

Halit Paşa Hüseyin’in kendisine isteğini zorla kabul ettirmeye çalıştığını, bunu ona ödeteceğini, hatta onu öldüreceğini söylüyordu. Vekiller paşayı çok heyecanlı gördükleri için onu yalvar yakar yatıştırmaya çalışıyorlardı. Paşa biraz sakinleşir gibi oldu. Diğer vekillere kendisini yalnız bırakmalarını istedi.

Vekiller dışarı çıkarken en geride kalan Salih Bey’i kolundan tutarak kulağına fısıldadı, “Hüseyin’i içeri gönder, sen kapıyı tut. Ben onu tepelerken içeri kimse girmesin.” Salih yanıt vermeden çıktı. Bir süre bekleyen Halit Paşa istediğinin yapılmadığını anlayınca odadan çıktı toplantı salonuna girdi. Hüseyin bey toplantı salonunun arkalarında bir yerde oturuyordu.

Onun arkasındaki sıraya oturdu ve sakin bir sesle, “Kılıç Ali seni dışarıda bekliyor” dedi. Olayın yatıştığına inanan Hüseyin dışarı çıkarken paşa hemen ardındaydı.

Beni Rize Vekili Rauf Vurdu

Bunu gören diğer vekiller endişeye kapıldılar. Paşa ise çoktan vekilin koluna girmişti. “haydi bakalım kozumuzu paylaşalım” dedi. Hüseyin korkusunu belli etmemeye çalışarak, “canım paşa, ne kozu aramızda ne var ki, sen nasıl emredersen öyle olsun.

Biz arkadaşız” diye yalvarır gibi konuştu. Bu konuşma işe yaramadı. Halit paşa başını salladı, sinirini üst düzeye çıkardığı sesine yansıyordu: “onu bunu bilmem, kozumuzu pay edeceğiz, haydi bahçeye çıkalım” dedi. Bu sırada elinde çay bardağı ile tesadüfen dışarıda duran Ali Çetinkaya olayın ciddiyetini anlamıştı. Paşayı sakin olmaya davet etti.

Bu duruma daha çok sinirlenen paşa tüm kinini Ali paşaya yöneltti. Elini beline attı iki tabancasını birden çekti. Panikleyen Ali bey elinden fincanı atarak gerilemeye başladı. Paşa gürledi, “gel hele kel Ali buraya gel” diyerek bir silahı ile ona, diğer silahı ile Hüseyin’e birer el ateş etti.

Arbede Çıkıyor

Kurşun yere düşen Ali Bey’i ıskaladı. İki el daha ateş etti tutturamadı. Bunun üzerine üstüne atladı ve onu altına aldı. Silahını tam Ali’ye doğrultmuştu ki birden bir silah patladı.

Paşa göğsünden ağır bir şekilde yaralandı. Yetişen vekiller paşanın silahını aldı. Trabzon vekili Muhtar bey paşayı kucaklayıp idare odasına taşıdı. Mecliste bulunan Atatürk olayı duyunca hemen paşanın yanına geldi. Hatırını sordu. Kendisine seni kel Ali mi vurdu diye sordu. Halit paşa kısık bir sesle; “kel altımdaydı paşam, beni Rize milletvekili Rauf vurdu” dedi. Paşanın yarası oldukça ağırdı. Tüm müdahalelere karşın 14 şubat günü öldü. Ali Çetinkaya’nın tabancasında bir kurşun eksikti.

Ankara savcılığı Halit Paşa’yı Ali Çetinkaya’nın vurduğu kanaatine varmış ve olayın, meşru müdafaa halinde olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararını vermişti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir